9 Kasım 2026, Pazartesi
Yarlıg AI'ı deneyin
Son dakika
Meslek

2026-2027 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yürürlüğe Girdi

Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan 2026-2027 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 3 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Onay sürecinin ilk değerlendirme toplantısı 13 Ekim 2026'da Adalet Bakanlığı Genel Müdürlüğü ile Türkiye Barolar Birliği temsilcileri arasında yapıldı. Tarifenin tutarları ve geçiş hükümleri henüz ayrıntılı biçimde ortaya konmuş değil. Emsal bir Danıştay kararı üzerinden, ücret hesabının hangi tarihteki tarifeye bağlanabileceği ve vekil aracılığıyla yapılan katkının ücrete yansıyıp yansımayacağı tartışılıyor.

Ne değişti?

2026-2027 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Neden önemli?

Tarife, yargılama sonunda karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin sınırlarını belirlediği için davacı ve davalılar ile vekillerin ücret beklentilerini doğrudan etkiler. Emsal kararlar, hangi tarifenin esas alınacağının hüküm tarihine göre belirlendiğini gösteriyor.

Tarife Resmî Gazete'de yayımlandı

Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan 2026-2027 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 3 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tarife, avukatlık ücretlerinin hesabında ve yargı yerlerince karşı tarafa yüklenecek ücretin belirlenmesinde esas alınacak çerçeveyi düzenleyen metin olarak yeni dönemi başlatıyor.

Yayımın tarihi ile yürürlüğe giriş ifadesi aynı bildirimde yer alıyor. Metin, önceki dönem tarifesinin yerini alan yeni bir düzenleme niteliğinde.

Hazırlık süreci ve Bakanlık onayı

Tarifenin hazırlanması Avukatlık Kanunu'na dayanır. Kanun uyarınca tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanır ve onay işlemleri için Adalet Bakanlığına sunulur.

Bu çerçevede 13 Ekim 2026'da Adalet Bakanlığı Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Türkiye Barolar Birliği temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda birliğin çalışmaları ele alındı, sürecin takvimi ve tarife hazırlıklarına ilişkin karşılıklı değerlendirmeler yapıldı.

Toplantı ile Resmî Gazete yayımı arasındaki onay adımlarının hangileri olduğu ve metinde son aşamada değişiklik yapılıp yapılmadığı henüz netleşmiş değil.

Avukatlık ücretinin hukuki çerçevesi

Avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine göre avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağ veya değeri ifade eder. Asgari ücret tarifesi ise bu ücretin yargılama sonunda karşı tarafa yüklenmesinde bir ölçü işlevi görür.

Benzer uyuşmazlıkta aktarılan 2024 tarifesinin 3. maddesi, yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek ücretin tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağını düzenliyor. Ücretin belirlenmesinde avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi dikkate alınıyor.

Çoklu davalı durumlarında 2024 tarifesi, ret sebebi ortak olan davalılar için tek ücret, ret sebebi ayrı olanlar için her sebep bakımından ayrı ücret öngörüyor. Yeni tarifenin bu ayrımı ne ölçüde koruduğu açıklanmış değil.

Emsal karardaki ücret mekanizması Analiz

sayılı kararı, haberin konusu olan tarifeye değil, benzer bir uyuşmazlığa ilişkindir. Bu kararda, karar tarihinde yürürlükte olan ve 03/10/2024 tarih, 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan tarifeye göre 18.000,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmiştir. Ücretin hangi tarihteki tarifeye göre belirlendiği sorusu, bu örnekte doğrudan pratik bir sonuç doğurmuştur.

Danıştay'ın temyiz aşamasındaki değerlendirmesi, vekil aracılığıyla temyiz dilekçesi sunan davalı idarenin de uyuşmazlığın çözümüne katkı sağladığını kabul eder. Bu nedenle hükmün, ücretin yalnızca savunma veren idareye verilmesi yönündeki kısmı, her iki idareye verilecek şekilde düzeltilerek onanmıştır.

Bu gerekçe, vekalet ücretinin kime verileceğinin yalnızca savunma sunumuna değil, davadaki fiili katkıya da bağlanabileceğini gösteriyor. Yeni tarifeyle birlikte bu yaklaşımın değişip değişmediği, kullanılan tarifenin hükümlerine bağlı olacaktır.

Bu kararın asıl değeri, ücret hesabında iki ayrı soruyu birbirinden ayırmasında yatıyor. Birincisi hangi tarifenin uygulanacağıdır; hüküm tarihindeki düzenlemenin esas alınması, dava süreci boyunca değişen bir tarifenin hangi ana bağlanacağı sorusuna açık bir çerçeve sunar. İkincisi ise ücretin kime verileceğidir. Burada karar, savunma sunmuş olmanın tek ölçü olmadığını, temyiz dilekçesi aracılığıyla uyuşmazlığa katkı sağlayan tarafın da ücrete hak kazanabileceğini gösteriyor. Bu iki soru birlikte ele alındığında, yargılama giderlerinin hesaplanması yalnızca tutar tablosuna değil, dosyadaki fiili katkının niteliğine de bağlanmaktadır.

Bu mekanizmanın sınırları da vardır. Emsal kararda düzeltme, hükmün bir fıkrasındaki ifadenin yeniden yazılmasıyla yapılmıştır; yani yargı yeri ücret tutarını değil, ücretin muhatabını değiştirmiştir. Yeni dönemde aynı yaklaşım, tutarın kendisinin de yeni tarifeye göre yeniden hesaplanmasını gerektirecek bir çerçeve kurabilir. Ancak bu sonuç, yeni tarifenin tutar ve ölçütlerinin eskisine benzer biçimde kurgulanmasına bağlıdır. Tarifenin yapısında köklü bir değişiklik varsa, eski gerekçelerin yalnızca kısmen taşınması olasıdır.

Bir başka koşul, vekil aracılığıyla yapılan katkının hangi aşamada ve hangi biçimde sayılacağıdır. Savunma dilekçesi, temyiz dilekçesi, ara karara verilen belgeler ve karar düzeltme başvuruları farklı ağırlıkta değerlendirilebilir. Emsal karar, temyiz dilekçesini katkı olarak kabul etmiş olsa da, bu yaklaşımın her davaya genellenmesi için hangi işlemlerin yeterli sayılacağının ayrıca görülmesi gerekir. Dolayısıyla karardan çıkarılabilecek sonuç, koşullu ve sınırlı bir okumadır.

Olası sonuçlar: yürürlük tarihi ve yargılama giderleri Analiz

Tarifenin yürürlüğe girmesi, yeni dönemde görülen davalarda vekalet ücretinin hangi tarifeye göre belirleneceği sorusunu gündeme getiriyor. Emsal karardaki yaklaşım, ücretin hüküm tarihinde yürürlükte olan tarifeye bağlandığını gösteriyor. Bu yaklaşım sürerse, 3 Kasım 2026 tarihinden sonra verilecek hükümlerde yeni tarifenin esas alınması beklenebilir.

Tarifedeki tutarlar, karşı tarafa yüklenecek ücretin alt ve üst sınırını belirleyeceği için yargılama sonunda ödenecek giderlerin öngörülebilirliğini etkileyebilir. Üç kat tavanı, davanın niteliğine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu etkinin büyüklüğü ancak tutarlar açıklandığında değerlendirilebilir.

Meslek açısından, vekil aracılığıyla yapılan savunma ve temyiz çalışmalarının vekalet ücretinde karşılık bulup bulmayacağı, davalı idarelerin ve özel hukuk tarafların davadaki tutumlarını da etkileyebilir. Bu etki, tarifenin uygulama pratiğiyle birlikte görülecek bir sonuçtur.

Yargılama giderlerinin öngörülebilirliği, tarafların dava açma ve uzlaşma kararlarını da etkileyebilir. Karşı tarafa yüklenecek ücretin üst ve alt sınırı, davanın niteliğine göre ne kadar yüksek ya da düşük olursa, davacının başvuru eşiği ve davalının savunma stratejisi de o oranda değişebilir. Düşük bir ücret sınırı, kazanılmış davalarda vekil masrafının bir kısmının karşılanmadığı anlamına gelebilir; yüksek bir sınır ise kaybedilen davanın mali yükünü artırır. Bu nedenle tutarların açıklanması, yalnızca hukukçular için değil, idare ve özel hukuk kişileri için de bir risk hesabı girdisi oluşturur.

Bir başka sonuç, idarelerin vekil görevlendirme tercihinin değişip değişmeyeceğidir. Emsal kararda vekil aracılığıyla yapılan temyiz katkısının ücrete yansıması, idarelerin dava sürecinde vekil kullanma kararını etkileyebilir. Ancak bu etki, yeni tarifenin de benzer bir ücret yaklaşımı taşıması ve yargı yerlerinin aynı ölçütü kullanmasıyla sınırlıdır. Ölçütler farklılaşırsa, aynı dosyadaki vekil katkısı farklı tartılabilir ve tercih değişmeyebilir.

Karşı ihtimaller Analiz

Emsal kararın gerekçesi, önceki tarifeye göre verilmiş bir hükmü değerlendirdiği için yeni tarifenin hükümlerini doğrudan belirlemez. Yargı yerleri, tarifenin yeni maddelerini farklı yorumlayabilir ya da değişen ücret ölçütlerini ayrı bir gerekçeyle uygulayabilir. Bu nedenle emsal kararın sonuçlarının yeni dönemde aynen tekrarlanacağı söylenemez.

Öte yandan, onay sürecinin takvimi kamuya açık toplantı bilgisiyle sınırlıdır. Bu bilgi, Adalet Bakanlığı onayının hangi değişikliklerle tamamlandığını ya da metnin yayımdan önce yeniden düzenlenip düzenlenmediğini göstermez. Dolayısıyla resmî metin netleşmeden tarifenin önceki düzenlemeye göre ne kadar farklılaştığı ölçülemez.

Bir diğer karşı ihtimal, yargı yerlerinin ücreti hüküm tarihinde değil, dava açılış tarihinde ya da görülme süresi boyunca yürürlükte olan tarifeye göre bağlayabileceğidir. Emsal kararın ifadesi hüküm tarihine işaret etse de, geçiş dönemlerindeki farklı yorumlar, özellikle tarifenin yürürlük tarihiyle hüküm tarihinin ayrıştığı dosyalarda tartışma yaratabilir. Bu tartışmanın çözümü, yürürlük ve geçiş hükümlerinin metninin görülmesine bağlıdır. Metin açıklanana kadar, hangi tarihin esas alınacağı konusunda kesin bir sonuca varılamaz.

Açık kalan noktalar Açık soru

Yayımlanan tarifenin asgari ve azami ücret tutarları, önceki tarifeye göre değişip değişmediği ve hangi tür davalarda ne ölçüde farklılaştığı bu aşamada netleşmiş değildir. Tutarların yargılama giderlerine yansıması da bu bilgilerle birlikte değerlendirilebilecek bir konudur.

Yürürlük ayrıntıları ile geçiş hükümleri de açık bir soru olarak duruyor. Yayım ve yürürlüğe giriş bilgisinin hangi davalara uygulanacağı, devam eden davalarda eski tarifenin korunup korunmadığı bu bilgiyle yanıtlanabilir.

Adalet Bakanlığı onay sürecinin tamamlanma tarihi ve 13 Ekim toplantısı ile yayım arasındaki ara adımlar da netleşmesi gereken noktalardır. Bu konular, resmî tarife metni ve onay işlemine ilişkin açıklamalarla yanıtlanabilir.

Bu yazı Saygılı Yarlıg AI tarafından kamuya açık bilgiler araştırılarak hazırlanmıştır; bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş değildir.

Bu konuda Yargıtay kararları

Yazı yayımlanırken külliyattan seçilmiş kararlar; metne gitmek için tıklayın.

  1. Danıştay 5. Daire 2019/13 E. 2020/5373 K. 24.11.2020
    5. Daire · 2020-11-24 · ret
    teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde «yürürlükte» bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 «tarihli» toplantıda…olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016…
  2. Danıştay 10. Daire 2021/2682 E. 2023/6824 K. 14.11.2023
    10. Daire · 2023-11-14 · ret
    Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile onaylanıp bağlayıcı hale gelmiştir. Bakanlar Kurulu’nun 10.02.2012 «tarihli» Kararı, açıkça 6251 sayılı İstanbul Sözleşmesinin Onay Kanununa atıf yapılmak suretiyle 8 Mart…«tarihli» Resmi «Gazete»’de yayımlanmıştır. Anayasa m.90/5 uyarınca; kanun hükmünde sayılan ve usulüne göre…
  3. Danıştay 13. Daire 2018/1201 E. 2020/3305 K. 25.11.2020
    13. Daire · 2020-11-25 · karar_verilmesine_yer_olmadığı
    29/12/2010 gün ve 6094 sayılı Kanun ile Geçici 5. maddenin eklenmesi üzerine 21/07/2011 «tarihli» ve 28001 sayılı «Resmî» «Gazete»'de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin…yılında tâbi olmak isteyenler 6'ncı maddede öngörülen başvuruyu bu Yönetmeliğin «Resmî»…

Kendi olayınız için yapay zekâ ile içtihat arayın.

İlgili dosyalar

Meslek →
Gündemdeki kararları kendi dosyanızla birlikte okuyun.

Yarlıg AI içtihat araştırır, dilekçe yazar; UYAP dosyalarınızı, duruşmalarınızı ve sürelerinizi takip eder. Panelde gündemin bir yıllık arşivi de açıktır. 14 gün ücretsiz, kart bilgisi istenmez.

Ücretsiz deneyin →