Danıştay 4. Daire 2023/11572 E. 2024/6767 K. 27.11.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11572 E. , 2024/6767 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11572
Karar No : 2024/6767
DAVACI : ... Vakfı
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliğinin 13. maddesinin, 15. maddesinde yer alan " Bu Yönetmeliğin gizlilik ile ilgili 13. maddesi göz önünde tutularak... " kısmının ve Yönetmeliğin eki Ek-1 madde 3/b'de yer alan düzenlemenin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı vekili tarafından; iptali istenen hükümlerin insanın yaşama ve varlığını sürdürme hakkı ile sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına ve mevcut hukuki düzenlemeler ile bizatihi Yönetmeliğin amacına ve birçok maddesine aykırı olduğu, Yönetmeliğin amacının, çevrenin korunması ile yayılı kaynaklar ve sanayi kaynaklı çevre kirliliğinin azaltılması için kirleticilerin salım ve taşıma kaydının oluşturulmasına yönelik usul ve esasları düzenlemek olduğu, Yönetmeliğe göre Bakanlığın, KSTK'da (Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı) oluşan veriyi ve/veya toplulaştırılmış veriyi ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar ile halkın erişimine sunmakla yetkili ve sorumlu olduğu, iptali istenen hükümlerin bu sorumluluğa aykırılık teşkil ettiği, halkın erişimine açık KSTK'nın; işletmeci tarafından bildirilmesi gereken kirletici salımlardan havaya salımı, suya salımı, toprağa salımı bu Yönetmeliğin Ek-3'ünde yer alan eşik değerleri aşan, bildirilmesi gereken yıllık atık miktarını aşanlara ilişkin bilgilerin halkın erişimine açık olduğu, iptali istenen hükümlerin bu esasa aykırı olduğu, kirleticinin insan ve çevre sağlığını etkileyecek faaliyetinin özel hayat; kirlilik verilerinin de özel hayat olarak değerlendirilemeyeceği, kişisel veri ve veri gizliliği hakkının gerçek kişilere ait olduğu, tüzel kişilerin ve ticari işletmelerin bu haktan yararlanmalarının mümkün olmadığı, ticari sır kavramının; işletmenin kuruluş yapısı, organizasyonu, mali durumu, ham madde kaynakları, teknik özellikleri, pazar payları, müşteri potansiyelleri ve ağları gibi kayıt ve verileri içerdiği, gerek bu bilgilerin gerekse Bilgi Edinme Kanununda ticari sır olarak yer alan bilgilerin KTSK'da yer verilecek kirletici bilgisiyle ilgisinin olmadığı, iptali istenen hükümlerin, Yönetmeliğin yürürlüğe konulmasında dayanak alındığı belirtilen AB Direktifinde yer almadığı, iptali istenen hükümlerin Paris Anlaşmasında yer alan Halkın Bilgilendirilmesi, Şeffaflık, Yürütme ve Uygunluk ve Küresel Denetimin düzenlendiği maddelerine de aykırı olduğu, iptali istenen Yönetmeliğin vakıflarının bu davayı açmakta ehliyetinin olduğu, dava konusu Yönetmeliğin Eki, Ek-1 madde 3/b maddesinde yer alan açık maden ve taş ocağı işletmeciliğinde 25 hektar ve üzeri yüz ölçümlü çıkarma faaliyetlerine konu alana sahip faaliyetlerin bu kayıtları tutmak zorunda olmasına ilişkin düzenlemenin halkın süreci takibini olumsuz engelleyen bir sınırlama olduğu, bu madde ile yaratılan ayrımın Atık Yönetimi Yönetmeliğine aykırı olduğu, böyle bir sınırlama olmaksızın atıkların tür, içerik ve konsantrasyon hiyerarşisi ile kayıt altına alınmasının gerektiği, Yönetmeliğin belirtilen maddelerinin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :Usule ilişkin olarak, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığı, davanın öncelikle ehliyet nedeniyle reddinin gerektiği, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Esasa ilişkin olarak da; dava konusu Yönetmeliğin mevzuatta düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde hukuka uygun olarak tesis edildiği, Kirletici Salım ve Taşıma Kaydının uluslararası düzeyde Aarhus Sözleşmesi ve sözleşmenin bir parçası olan Pollutant Release and Transfer Register (PRTR) Protokolüne dayandığı, Avrupa Birliğince PRTR Protokolü gerekliliklerini yerine getirmek üzere European-PRTR Regülasyonunun yayınlandığı, AB üyesi ülkeler ve beş üyenin daha katılımı ile E-PRTR sisteminin uygulandığı, Türkiye'nin Aarhus Sözleşmesine ve PRTR Protokolüne taraf olmadığı, bununla birlikte "Avrupa Birliği Müktesabatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye 2008 yılı Ulusal Programı"nın Endüstriyel Kirlilik ve Risk Yönetimi alt önceliğine göre Avrupa Kirletici Salım ve Taşıma Kaydına dair Tüzük çerçevesinde kirletici emisyonlara ilişkin envanterin hazırlanması, raporlanmaya uygun bir biçimde kayda alınması ve raporlama sisteminin oluşturulması ve işletilmesi görevinin mülga Çevre ve Orman Bakanlığına verildiği, E-PRTR Mevzuatının 2009 yılı ve sonrası uyumlaştırılması ve üyelikle birlikte uygulanmasının planlandığı, bu kapsamda Bakanlıklarınca Türkiyede (EC) 166/2006 Avrupa Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı konusunda Kapasite Arttırım Projesi yürütüldüğü, proje süresince KSTK Yönetmeliği taslak çalışmaları yapılarak, Bakanlık içi ve dışı görüşler alınarak Yönetmeliğin, Yönetmeliğin 25. maddesinde de yer aldığı üzere Avrupa Kirletici Salım ve Taşıma Kaydının kurulmasına ilişkin (AT) 166/2006 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlandığı, E-PRTR Mevzuatının ve KSTK Yönetmeliğinin Uyum Tablosunun savunma dilekçesi ekinde sunulduğu, Yönetmeliğin, halka açılacak bilginin kapsamı ve içeriği bakımından 166/2006 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü ile tamamen aynı kuralları koyduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Çevresel konularda karar verme süreçlerine halkın etkin bir biçimde katılımını kolaylaştırmak ve çevre kirliliğini önlemek ve azaltmaya katkı sağlamak amacıyla, halkın erişimine açık ve elektronik bir veri tabanı olarak oluşturulan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı sisteminde; Yönetmelikte yer aldığı şekliyle, KSTK'ya tabi tesislerin havaya, suya, toprağa gerçekleştirdikleri salımlara, arıtma, işleme vb. faaliyetler için atıksu aracılığıyla taşınmasına, tehlikeli/ tehlikesiz atıkların taşınmasına ilişkin bilgilerin kural olarak halkın erişimine açık olmasının öngörüldüğü, Yönetmeliğin iptali istenen 13. maddesi uyarınca işletmecinin gizli kalmasını istediği bilgilere yönelik talebin değerlendirilmesinde; 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa atıf yapıldığı, 4982 sayılı Kanunda, bilgi edinme hakkının sınırlarının Kanunun dördüncü bölümünde düzenlendiği, bu bölümde yer alan ve yargı denetimi dışında kalan işlemler, Devlet sırrına ilişkin bilgi ve belgeler, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verebilecek bilgi ve belgeler, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler, idari, adli soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler, tavsiye ve mütalaa talepleri başlıklı maddelerle adı geçen başlıklar altında hangi hal ve koşullarda taleplerin kapsam dışında kalacağının sayıldığı, 6698 sayılı Kanun ile de kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla düzenlemeler getirildiği, belirtilen bu Kanun hükümleri uyarınca getirilecek bir sınırlamanın Yönetmeliğin amacına aykırı olduğu, Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliğinin, işletmeciye ve idareye ayrı ayrı aktif edim yüklediği, adı geçen Yönetmelik uyarınca işletmecisi tarafından raporlanan, idare tarafından halkın bilgisine açılan, sistemde yer alan bilgi için getirilen gizlilik hükmünün, genel hüküm niteliğinde olan 2872 sayılı Çevre Kanununun "Bilgi edinme ve başvuru hakkı" başlıklı 30. maddesinde yer alan; herkesin, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına sahip olduğu, ancak, açıklanması halinde üreme alanları, nadir türler gibi çevresel değerlere zarar verecek bilgilere ilişkin taleplerin de bu Kanun kapsamında reddedilebileceği düzenlemesinden daha geniş ve Yönetmeliğin amacına aykırı gizlilik gerekçeleri oluşturulmasına mahal verebileceğinden, 13. maddenin ve 15. maddede yer alan bağlantılı ifadenin iptal edilmesi gerektiği, Yönetmeliğin Ek-1 3/(b) hükmünün iptali yönündeki istemin ise Yönetmeliğin halka açık bilgi için genel olarak bir eşik belirlediği, bu çerçevede hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 04/12/2021 günlü, 31679 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliğinin 13. maddesinin, 15. maddesinin "Bu Yönetmeliğin gizlilik ile ilgili 13 üncü maddesi göz önünde tutularak..." kısmının ve yönetmeliğin eki Ek-1 3/b de yer alan düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun Denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğü başlıklı 12. maddesinde, ilgililerin, çevre kirliliğine neden olabilecek faaliyetleri ile ilgili olarak, kullandıkları hammadde, yakıt, çıkardıkları ürün ve atıklar ile üretim şemalarını, acil durum plânlarını, izleme sistemleri ve kirlilik raporları ile diğer bilgi ve belgeleri talep edilmesi halinde Bakanlığa veya yetkili denetim birimine vermek zorunda oldukları, denetim, bilgi verme ve bildirim yükümlülüğüne ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Yasanın Bilgi edinme ve başvuru hakkı başlıklı 30. maddesinde de "Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir. Herkes, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına sahiptir. Ancak, açıklanması halinde üreme alanları, nadir türler gibi çevresel değerlere zarar verecek bilgilere ilişkin talepler de bu Kanun kapsamında reddedilebilir." hükmü yer almaktadır.
Dava konusu yönetmelik çevrenin korunması ile yayılı kaynaklar ve sanayi kaynaklı çevre kirliliğinin azaltılması için kirleticilerin salım ve taşıma kaydının oluşturulmasına yönelik usul ve esasları düzenlemek amacıyla 2872 sayılı Çevre Kanununun 12. maddesi ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 104. maddesine dayanılarak, Avrupa Kirletici Salım ve Taşıma Kaydının kurulmasına ilişkin 18/01/2006 günlü, (AT) 166/2006 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanmıştır.
Dava konusu yönetmeliğin 4. maddesinde kirletici salım ve taşıma kaydı (KSTK) tanımlanmış ve çevresel konularda karar verme süreçlerine halkın katılımını kolaylaştırmak ve çevre kirliliğini önlemeye ve azaltmaya katkı sağlamak amacıyla oluşturulan, halkın erişimine açık ve elektronik bir veri tabanını ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmelikle, Ek-1 faaliyetler listesinde yer alan ve belirlenen kapasite eşiğini aşan tesislerin KSTK'ya tabi olduğu belirtilmiştir. Ek-1 liste enerji, metal üretimi ve işlenmesi, mineral/maden sanayisi, atık ve atıksu yönetimi, kağıt ve ahşap üretimi ve işlenmesi, yoğun hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, gıda ve içecek sektöründe hayvansal ve bitkisel ürünler ve diğer faaliyetler başlığı altında dokuz sektör şeklinde gruplandırılan faaliyetleri içermektedir. Bu listede sayılan faaliyetleri nedeniyle tesislerin havaya, suya ve toprağa gerçekleştirdikleri salımların yönetmelik Ek-3'te yer alan kirletici listesi kapsamında yıllık olarak raporlanması gerektiği kurala bağlanmış, yönetmeliğin 15. maddesinde raporlanan bilgilerle yönetmeliğin gizlilik ile ilgili 13. maddesi göz önünde tutularak Bakanlıkça halkın erişimine açık bir KSTK oluşturulup güncel tutularak muhafaza edileceği hükme bağlanmış, halkın erişimine sunulan KSTK'nın içeriği yönetmeliğin 16. maddesinde sayılmış, 17. maddesinde halkın erişimine sunulan KSTK'nin tasarımı ve yapısı düzenlenmiş ve yönetmelik Ek-4 te de işletmeciler tarafından kirleticilerin salım ve taşımalarının raporlanmasında kullanılacak format açıklanmıştır.
Yönetmeliğin iptali istenilen Gizlilik başlıklı 13. maddesinde: "(1) İşletmeci herhangi bir bilginin halka açık KSTK sisteminin dışında bırakılmasını istediği takdirde, ilgili bilgiyi ve gizlilik talebinin nedenlerini belirtmek suretiyle Bakanlığa gizlilik talebinde bulunur.
(2) Bakanlık, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca her türlü gizlilik talebini karara bağlar.
(3) Bilginin, 4982 sayılı Kanun uyarınca veya 6698 sayılı Kanun uyarınca gizli tutulduğu durumlarda Bakanlık, gizlilik talebinde bulunan her bir tesis için gizli tutulan bilgi türünü ve bilginin gizli tutulma nedenini ayrı ayrı belirtir." hükmüne;
Halkın erişimine açık KSTK’nın oluşturulması başlıklı 15. maddesinde de: "(1) Bu Yönetmeliğin gizlilik ile ilgili 13 üncü maddesi göz önünde tutularak Bakanlık halkın erişimine açık bir KSTK oluşturup güncel tutarak muhafaza eder." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafından, yönetmeliğin 13. maddesinin ve 15. maddesinde yer alan "Bu Yönetmeliğin gizlilik ile ilgili 13 üncü maddesi göz önünde tutularak..." ibaresinin yönetmeliğin amacına, kirletici salım ve taşıma kaydı verilerinin ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar ile halkın erişimine sunulması esasına, çevre kanununa ve ilgili AB mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Dava konusu yönetmeliğin 16.maddesinde, KSTK'nın işletmeci tarafından bildirilmesi gereken kirletici salımlardan, Ek-3'te belirtilen eşik değeri aşan havaya, suya ve toprağa salım miktarları, tesis dışına taşan atıksu kirleticilerinin Ek-3'te belirtilen atık değeri aşanlar, yönetmelikle öngörülen miktarı aşan tehlikeli ve tehlikesiz atık miktarları,18. maddede belirtilen yayılı kaynaklardan kaynaklanan salımların ve yönetmeliğin 17. maddesinde düzenlenen KSTK'nın tasarımı ve yapısına ilişkin bilgilerin halkın erişimine açık olduğu hükme bağlanmış; 17. maddesinde de, salımların ve taşımaların sorgulanabilmesi ve tespit edilebilmesi amacıyla Bakanlığın, tesisin ve varsa ana şirketin coğrafi konumuna, faaliyeti, kirleticinin salındığı tüm çevresel ortama, duruma göre atıkların tesis dışına taşınmasına ve gittiği yerlere, atıksudaki kirleticilerin tesis dışına taşınmasına, yayılı kaynaklara ilişkin hem veriyi hem de topllulaştırılmış veriyi halkın erişimine sunarak KSTK'yı yayınlayacağı, KSTK'nın, normal işletme koşulları altında bilginin devamlı ve hazır bir şekilde internet üzerinden veya diğer elektronik araçlar aracılığıyla erişilebilir olmasını sağlamak amacıyla halkın erişimine azami derecede kolaylık tanımak üzere tasarlanacağı, KSTK tasarımının, gelecekte geliştirilme ihtimalini göz önünde bulundurarak en az son on raporlama yılını kapsayacak şekilde önceki raporlama yıllarında bildirilen bütün verileri içereceği hükme bağlanmıştır.
Yönetmeliğin Bilgilere erişim başlıklı 21. maddesinde , "(1)2872 sayılı Kanun ve 4982 sayılı Kanun uyarınca Bakanlık, KSTK’yı hiçbir ücret talep etmeden internet aracılığıyla yayarak halka açar.(2) KSTK’ya ilişkin bilgilere halkın doğrudan elektronik araçlarla kolayca erişemediği ve talep ettiği durumda, Bakanlık tarafından bilgi halka sunulur.(3) Birbirini takip eden her bir raporlama yılı için raporlama yılının bitiminden 12 ay sonra KSTK bilgileri halka açık hale getirilecektir." hükmü; Halkın katılımı ve yargıya erişim başlıklı 22. maddesinde de: " (1) Bakanlık, KSTK’nın işleyişine ilişkin her türlü yorumu, bilgiyi, analizi veya görüşleri sunmak üzere halka imkan tanır.(2) Bakanlık, gerektiğinde, halkın sunduğu görüşleri KSTK’nın iyileştirilmesi için değerlendirir ve bu değerlendirmenin sonucu hakkında halkı bilgilendirir.(3) Halkın çevresel bilgiye erişimine ilişkin konularda yargıya erişim, 4982 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca garanti altına alınır." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükümlerle, KSTK içeriğinde yer alan bilgilerin kural olarak halkın erişimine açık olması öngörülmüş olup, yönetmeliğin dava konusu 13. maddesi uyarınca gizlilik kararı verilen bilgiler istisna olarak belirlenmiş ve madde uyarınca işletmecinin gizli kalmasını istediği bilgilere yönelik talebin 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun uyarınca incelenerek karara bağlanması öngörülmüştür.
4982 sayılı yasada bilgi edinme hakkının sınırları yasanın dördüncü bölümünde düzenlenmiş, bu bölümde yer alan ve yargı denetimi dışında kalan işlemler, Devlet sırrına ilişkin bilgi ve belgeler, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verebilecek bilgi ve belgeler, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler, idari, adli soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler, tavsiye ve mütalaa talepleri başlıklı maddelerle adı geçen başlıklar altında hangi hal ve koşullarda taleplerin kapsam dışında kalacağı sayılmıştır. 6698 sayılı yasa ile de kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla düzenlemeler getirilmiştir.
KSTK Aarhus Sözleşmesi ve bu sözleşmenin bir parçası niteliğindeki E-PRTR tüzüğüne dayanmaktadır. AB mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanmış olan dava konusu yönetmelik hükümleri ve Eki listelerin E-PRTR tüzüğü ile örtüştüğü görülmektedir.
Bu kapsamda E-PRTR tüzüğünün gizlilik başlıklı 11. maddesi incelendiğinde, madde hükmü ile gizlilik kararı verilmesi konusunda çevresel bilgilere halkın erişimine ilişkin 28/01/2003 günlü, 2003/4/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifinin 4. maddesine atıf yapıldığı, anılan direktifin istisnalar başlıklı 4. maddesinde çevresel bilgilerin hangi hallerde reddedilebileceğinin düzenlendiği ve dava konusu yönetmeliğin 13. maddesi ile atıf yapılan 4982 sayılı ve 6698 sayılı yasalar ile sayılan durumların anılan maddede yer alan istisnalarla uyumlu olduğu anlaşıldığından, dava konusu 13. madde düzenlemesinde ve 15. maddenin iptali istenilen bölümünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2872 sayılı Çevre Kanununun 30. maddesinin ikinci fıkrasında da 4982 sayılı yasa kapsamında herkesin çevre ile ilgili bilgilere ulaşma hakkına sahip olduğu hükmü yer almıştır. Davacı tarafından, Çevre Kanununun anılan maddesinde çevresel bilginin verilmemesi durumunun; maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "ancak, açıklanması halinde üreme alanları, nadir türler gibi çevresel değerlere zarar verecek bilgilere ilişkin talepler de bu Kanun kapsamında reddedilebilir." istisnası ile sınırlandığı öne sürülmekte ise de, maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde, taleplerin Çevre Kanunu kapsamında reddedilme nedenine de yer verilmiş olup, maddede 4982 sayılı Yasanın bilgi edinme hakkının sınırlarına ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağının belirtilmemiş olması nedeniyle, dava konusu düzenlemelerde Çevre Kanununa aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin eki Ek-1 3/b yönünden: Yönetmeliğin Ek-1 faaliyetler listesinde, sayılan sektörlerde, belirtilen kapasite eşiğini aşması durumunda KSTK'ya tabi olan tesisler sayılmıştır.
Listenin 3. maddesinde Minerel/maden sanayisi sektörüne yer verilmiştir. İptali istenilen (b) bendinde: açık maden ve taş ocağı işletmeciliği faaliyeti yer almış olup, bu faaliyete yönelik kapasite eşiği "25 hektar ve üzeri yüz ölçümlü çıkarma faaliyetine konu alana sahip" şeklinde açıklanmıştır.
Davacı tarafından, belirtilen yüzey alanı eşiğine yönelik açık maden ve taş ocağı projelerinin ÇED sürecine dahil olmaması nedeniyle KSTK dışında tutulması sonucu halkın katılımından yoksun bırakıldığı, sınırlamanın kaldırılması gerektiği öne sürülmekte ise de, anılan düzenlemenin E-PRTR tüzüğü eki listede de aynı şekilde yer aldığı anlaşılmakla, AB mevzuatı uyum çerçevesinde hazırlanan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülme
Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.