Saygılı Yarlıg

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/813 E. 2018/285 K. 12.06.2018

Ceza Genel Kurulu · 2018-06-12 · bozma

Ceza Genel Kurulu 2014/813 E. , 2018/285 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ceza Dairesi Sanık ...'un beş ayrı irtikap, sanık ...'ın rüşvet ve yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçlarından beraatlerine ilişkin, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 24.09.2014 gün ve 8-7 sayılı hükümlerin, katılan Maliye Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama” istemli 11.12.2014 gün ve 8-7 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, itiraz merciince itirazın reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup temyizin kapsamına göre inceleme, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanık ... hakkında beş ayrı irtikap, sanık ... hakkında da rüşvet ve yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçlarından kurulan beraat hükümlerinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle; 1- Sanıklardan ... hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçundan kurulan hükmü Maliye Bakanlığının temyiz etme hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı, 2- Her iki sanık hakkında tüm suçlardan eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı, Hususlarının ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. 1- Sanıklardan ... hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçundan kurulan hükmü Maliye Bakanlığının temyiz etme hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığının incelenmesinde; İncelenen dosya kapsamından; Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince 20.09.2010 gün ve 189-239 sayı ile; suç tarihlerinde ikisi de birinci sınıf hâkim olup İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan sanık ... hakkında beş ayrı irtikap suçundan, İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan sanık ... hakkında da; adli tatilde geçici yetkili mahkeme başkanı sıfatıyla yargılamasına katıldığı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2008/236 Esas sayılı davada, temin ettiği haksız menfaat karşılığı tutuklu sanık ...’un salıverilmesine karar verdiği iddiasıyla rüşvet alma suçundan, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve yargılama yapan heyete dahil olmadığı 2007/375 Esas sayılı davada da, elde ettiği haksız menfaat karşılığında tutuklu sanıkların salıverilmelerini sağlamak için mahkeme başkanı sanık ...’la bağlantı kurduğu iddiasıyla yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçundan son soruşturmanın açılmasına karar verildiği, İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Dairece, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 18. maddesi uyarınca davanın Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne bildirilmesi üzerine Maliye Bakanlığı vekilinin 18.06.2012 havale tarihli dilekçesiyle, sanıkların adlarını yazıp atılı suçları da “irtikap, rüşvet almak” şeklinde belirterek davaya katılma isteminde bulunduğu, Özel Dairece 19.09.2012 tarihinde yapılan oturumda, suçtan zarar görme olasılığı bulunduğundan bahisle Maliye Bakanlığının irtikap ve rüşvet suçlarından davaya katılmasına karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda da atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, Katılan Maliye Bakanlığı vekilinin 17.10.2014 havale tarihli temyiz dilekçesinde ise; sanıkların adları ve temyize konu suçlar arasında irtikap ve rüşvet alma suçlarının yanında “yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama” suçu da yazılarak beraat hükümlerinin temyiz edildiği, Anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için konuya ilişkin kanuni düzenlemelerin ve kavramların incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, aynı Kanunun 17. maddesinde belirtilen; bu Kanunda düzenlenen suçlar, 4389 sayılı Bankalar Kanununda yazılan suçlar ve irtikâp, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlarından veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında açılan davaların Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne bildirileceği, Maliye Bakanlığı avukatının yazılı başvuruda bulunması hâlinde Maliye Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, 5237 sayılı TCK'nun suç tarihinde yürürlükte bulunan "Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama" başlıklı 255. maddesi; "Görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir işi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır" şeklinde iken, suç tarihinden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 89. maddesiyle "Nüfuz ticareti" başlığıyla; “(1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. (3) Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında indirilir. (4) Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır. (5) Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır. (6) İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır. (7) Bu madde hükümleri, 252 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında sayılan kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması halinde de uygulanır. Bu kişiler hakkında, Türkiye'de bulunmaları halinde, vatandaş veya yabancı olduklarına bakılmaksızın, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır" biçiminde değiştirilmiştir. Maddenin ilk hâlinde suç, ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir suç olduğundan fail yönüyle özgü suç olarak kabul edilmişken, 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle her gerçek kişinin suçun faili olacağı kabul edilmiş, failin kamu görevlisi olması, bu suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak hüküm altına alınmıştır. 6352 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle suç, rüşvet suçu gibi bir karşılaşma suçuna dönüştürülmüş, işinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi de suçun faili olarak kabul edilmiştir. Söz konusu değişikliğin gerekçesinde; önceki düzenlemenin, kamu görevlisi olmayan ve fakat kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle menfaat temin eden kişilerin cezasız kalmasına neden olduğu, bu gibi durumlarda bir aldatma söz konusu ise, sorunun dolandırıcılık suçu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ancak, aldatma olmadan da “nüfuz ticareti” yani yetkili olmadığı bir işten yarar sağlama olgusunun gerçekleşebileceği, bu gibi durumların yaptırım altına alınabilmesi için madde hükmünün başlığıyla birlikte değiştirildiği belirtilmiştir. Nüfuz ticareti suçunun her iki düzenleniş biçiminde de faile yarar sağlayan iş sahibi meşru zeminde olmadığının bilincindedir. Çünkü hukuka uygun ya da aykırı bir işi yaptırmak için kamu görevlisine yarar sağlamanın hukuka aykırı olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Bu durumda faile yarar sağlayan kişi mağdur değildir. Bu suçta iş sahibinin sağladığı yarar hukuka aykırı bulunmakta ve müsaderesi gerekmektedir (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Cilt V, Adalet Yayınevi, Ankara 2010, s. 7202-7203). Her iki düzenlemede de suçun mağduru, kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olmaktan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi için girişimde bulunularak, güvenilirliği ve işleyişi tehlikeye veya zarara sokulan kamu idaresidir (Zeki Hafızoğulları-Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Millete ve Devlete Karşı Suçlar, US-A Yayıncılık, 1. Baskı, Ankara 2016, s. 63). Dolayısıyla bu suçta yapılan yeni düzenlemede de kanun koyucunun yeni veya farklı bir mağdur öngördüğü söylenemeyecektir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Katılan Maliye Bakanlığı vekilinin davaya katılma iradesinin açıkça sanık ...'a atılı irtikap suçları ile sanık ...'a atılı rüşvet suçuna yönelik olması, Özel Dairece de sadece isteme konu olan bu iki suç yönünden davaya katılma kararı verilmesi, sanık ...'a atılı yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçunun 3628 sayılı Kanunda sayılan ve Maliye Bakanlığının davaya katılma hakkının bulunduğu suçlardan olmaması, Özel Daire kararında sanık ...'a atılı bu suça konu eylemin 3628 sayılı Kanunda sayılan başka bir suçu da oluşturmaması, bu suç ile korunan hukukî değer itibarıyla Maliye Bakanlığının suçtan doğrudan doğruya zarar görmesinin de söz konusu olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; katılan Maliye Bakanlığı vekilinin, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2007/375 Esas sayılı davaya konu eylemi yönünden sanık ...’a atılı yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçundan verilen beraat hükmünü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, katılan Maliye Bakanlığı vekilinin, sanık ... hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama (nüfuz ticareti) suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmelidir. 2- Sanık ... hakkında irtikap suçlarından, sanık ... hakkında da rüşvet suçundan eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının incelenmesinde; A) Giriş ve Genel Bilgiler Suç tarihlerinde her ikisi de birinci sınıf hâkim olan sanıklardan ...’un İzmir Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, sanık ...’ın da İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ihbar mektubunda, bir kısım avukatların örgütlü bir şekilde İzmir F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklularla temas kurup salıverilmeleri hususunda para talep ettikleri, aksi takdirde salıverilmelerinin mümkün olmadığını söyleyerek baskı kurdukları iddiaları üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/48 sayılı dosyasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği belirtilen diğer suçlarla ilgili olarak soruşturma başlatıldığı, yürütülen soruşturma kapsamında bazı avukatlar ile onların eylemlerine iştirak ettiği iddia edilen diğer kişiler hakkında farklı tarihlerde iletişimin tespiti, denetlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme kararları alındığı, Bu soruşturma sırasında sanık ...’un başkan olarak görev yaptığı İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve tefecilik suçundan görülmekte olan 2007/270 Esas sayılı davada tutuklu yargılanan Vedat Orhan Çelenk’in talebiyle 27.03.2008 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde, para karşılığı salıverilmesi konusunda kendisine birçok avukatın gelip teklifte bulunduğunu iddia etmesi üzerine soruşturmanın incelemeye konu olayı da kapsayacak şekilde genişletildiği, İzmir Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Üyeliğinin 30.06.2008 gün ve 703 sayılı kararıyla ve CMK'nun 139. maddesi uyarınca, “suç örgütünün faaliyetlerinin ortaya çıkartılabilmesi amacıyla” gizli soruşturmacı görevlendirildiği, Diğer yandan Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca 2008 yılında İzmir Adalet Daireleri ve Hâkimliklerinin adalet müfettişleri Engin Selimoğlu ve Halit Baysoy tarafından denetimi sırasında, gereği için Adalet Bakanlığı aracılığıyla adalet müfettişlerine gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğünün 14.08.2008 tarihli yazısında, İzmir Adliyesinde görülen davaların bir kısmında bazı avukatların İzmir Adliyesinde görevli bazı hâkimlerle menfaat ilişkisi içerisine girdikleri hususunda istihbarî bilgi verildiği, adalet müfettişlerince bu konuyla ilgili olarak İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Bürosunda görevli kolluk personeliyle görüşme yapılarak düzenlenen 19.09.2008 tarihli tutanakta; haklarında soruşturma yürütülmekte olan bazı avukatlar ile aralarında sanıklar ... ve ...’ın da bulunduğu bazı hâkimler hakkında da delillere ulaşıldığının ve bunların ilerleyen günlerde ibraz edileceğinin belirtildiği, Bu sırada Vedat Orhan Çelenk’in salıverilmesi için para istendiği iddiasıyla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Basşavcılığınca gizli soruşturmacının çalışmaları ile yürütülen soruşturma sırasında elde edilen deliller üzerine 18.10.2008 ve 20.10.2008 tarihlerinde öncelikle olaya karıştığı iddia edilen ..., Hasan Şimşek ve ... ile avukatlar ... ve ...’un, sonrasında da bu kişiler hakkında elde edilen deliller doğrultusunda bu suça katıldığı değerlendirilen sanık ...'un 20.10.2008 ve 21.10.2008 tarihlerinde iletişimlerinin tespiti, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ve teknik araçlarla izlenmelerine, ses ve görüntü kayıtlarının alınmasına karar verildiği, 22.10.2008 tarihinde sanık ...’un mahkeme başkanı olarak katıldığı oturumda Vedat Orhan Çelenk'in yargılandığı suçlardan oy çokluğuyla salıverilmesine karar verildiği, sanık ...'un da salıverme yönünde oy kullandığı, salıverme sonrasında salıverme nedeniyle verilmesi kararlaştırılan 350.000 TL'nin ...'a Dalaman'da gizli soruşturmacı tarafından teslim edildiği sırada ...’un avukat ... ile birlikte görevlilerce yakalandığı, aynı gün sanık ...'un da eyleme iştirak eden ve etkin görev bölüşümü altında, fikir ve eylem birliği içinde hareket eden diğer kişilerle birlikte, haksız menfaat karşılığında Vedat Orhan Çelenk’in salıverilmesi hususunda teklifte bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra 24.10.2008 tarihinde tutuklandığı ve 21.11.2008 tarihinde isteği üzerine emekliye ayrıldığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/48 sayılı soruşturma dosyasında avukatlar ve diğer kişiler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma ve örgüt kapsamında işlendiği iddia edilen diğer suçlarla ilgili soruşturmanın devam ettiği sırada meydana gelen ve söz konusu örgütün faaliyetleri kapsamında işlendiği iddia edilen eylemlerden biri olarak değerlendirilen, Vedat Orhan Çelenk’in haksız menfaat karşılığı salıverilmesi olayına karışan kişiler hakkında uygulanan tutuklama ve diğer adlî işlemler üzerine, 2008/48 sayılı soruşturma dosyasına konu eylemler dışında sadece Vedat Orhan Çelenk’e yönelik eylem bakımından ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/711 sayılı dosyasında ağır cezayı gerektiren suçüstü hâline dayanılarak genel hükümlere göre doğrudan ve ayrı yürütülen soruşturma sonucunda sanık ... hakkında, avukatlar tarafından kurulduğu iddia edilen ve 2008/48 sayılı dosyada soruşturması olay tarihinde hâlen devam eden örgüte yardım etme ve Vedat Orhan Çelenk’e yönelik irtikap suçlarından, olaya karışan avukat ... ve diğer kişiler hakkında da irtikap suçundan kamu davası açıldığı, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesince yapılan yargılama sonucunda sanık ...'un eyleminin rüşvet suçuna teşebbüsü oluşturduğu kabul edilerek öncelikle 05.06.2009 gün ve 1-5 sayı ile; 5237 sayılı TCK'nun 252/1-2, 35/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nun 231/5. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçundan ise beraatine karar verildiği, sonrasında sanık ... müdafii tarafından 6008 sayılı Kanunun 7 ve geçici 2. maddeleri hükümleri uyarınca yargılamaya devam edilmesi isteminde bulunulması üzerine, rüşvet suçuna teşebbüsten verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olarak yargılamaya devam eden Özel Dairece 02.02.2011 gün ve 1-5 sayılı ek karar ile; TCK'nun 252/1-2, 35/2, 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve hak yoksunluğuna karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 19.02.2013 gün ve 137-58 sayı ile; sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmak suretiyle kesinleştiği, Bununla birlikte, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2008/48 sayılı soruşturmada verilen diğer bir ayırma kararı üzerine 2009/58 sayılı dosyada yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen 20.01.2009 gün ve 27-15 sayılı iddianame ile; çoğu avukat olmak üzere onların eylemlerine iştirak ettikleri iddia edilen diğer kişilerle birlikte toplam kırk sanık hakkında; özellikle İzmir 8, 10 ve 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bazı davalarda, tutuklu sanıklar ya da yakınları ile irtibat kurup davaya bakan hâkimlerle bağlantılı olduklarından bahisle haklarında salıverme veya beraat kararı verdirebileceklerini belirterek haksız menfaat temin ettikleri hususunda tespit edilen birden çok eylemle ilgili olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, anılan örgüte üye olma, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi suçlardan kamu davası açıldığı ve bu davanın İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/65 Esas sayılı dosyasında hâlen devam ettiği, Öte yandan, İzmir Adliyesinde denetim yapmakta olan adalet müfettişleri Engin Selimoğlu ve Halit Baysoy tarafından, kendilerine gönderilen istihbarî bilgi yazıları ve yaptıkları görüşmeler sonucunda elde ettikleri bilgiler, avukatlar ve onların eylemlerine iştirak ettikleri belirtilen diğer kişiler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ve teknik araçlarla izleme tedbirleri sonucunda elde edilen deliller ile düzenlenen iddianameye konu olan eylemler arasında anlatılan, özellikle sanık ...’un başkanı olduğu İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma ve örgüt kapsamında işlendiği iddia edilen eylemler nedeniyle yargılanan bazı kişilerin, atılı suçlardan tutuklu oldukları dönemde sanık ...’un bilgisi dahilinde geldiklerini söyleyen bazı avukatların, ödemelerini teklif ettikleri paranın sanık ...’a teslim edilmek üzere verilmesi durumunda salıverilecekleri, aksi halde tutuklu kalmaya devam edecekleri yönünde oluşturdukları manevi baskı sonucunda bu avukatlara para verdikleri ya da vermeye zorlandıklarına dair beyanları karşısında sanıklar ... ve ... hakkında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 83. maddesi doğrultusunda doğrudan soruşturma başlatıldığı, Bu soruşturma kapsamında, yargılandıkları davalarda avukatlara haksız menfaat temin etmeleri hususunda kendilerine baskı yapıldığı veya haksız menfaat karşılığında salıverildikleri iddia edilen kişiler ile bu eylemlere tanık olduğu söylenen diğer kişiler, bu eylemlerden dolayı İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2009/65 Esas sayılı davada yargılamaları devam eden ve söz konusu haksız menfaatleri talep ettikleri ya da sanıklar ... ve ...’a aracılık ettikleri iddia edilen sanık av

Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.